34. Çanakkale Boğazı Yüzme Yarışı

Bu sene 34.sü yapılan Çanakkale Boğazı Yüzme Yarışı, 30 Ağustos 2021 tarihinde başarı ile tamamlandı.
İlk defa katıldığım bu harika yarışa dair bir yarış raporu yazmak ve bu vesile ile gelecek senelerde bu yarışa katılmayı düşünen triatletlere ve yüzücülere deneyimlerimi aktarmak istedim.

Öncelikle yarıştan hatta yarışın varlığından çok geç haberdar oldum. (büyük kayıp) Tamamen tesadüfi bir şekilde, facebook’un önerdiği bir grup vasıtası ile farkettiğim yarış ilgimi çekti ve incelemeye başladım.
Katılım koşullarındaki sağlık raporunu almakla uğraşamayacağımı düşünerek vazgeçmiş (istenen ibare artık raporlara yazdırılamadığı için ve spor - lisans amaçlı sağlık raporlarının otomasyona geçmesi dolayısı ile) fakat grubu da takibe almıştım.

Gelen şikayet ve talepler sonrasında, bu koşul esnetilip, geçerli ve vizesi olan bir yüzme lisansının da kabul edileceği belirtilince yarışmaya katılmaya karar verdim. Sınırlı sayıda kontenjan olması (700 kişi) organizasyon açısından bir sıkıntı gibi görünse de, Boğaziçi Yüzme Yarışı gibi bir elemenin olmaması da büyük avantaj. (sonradan açılan ek kontenjanla toplam 787 kayıt görünüyordu sitesindeki listede.)
Son sıralarda kaydımı oldum ve talep edilen evrakları kargoladım. (bu çağda fiziki evrak işlerini bir türlü anlayamıyorum. İlla bu gerekliyse de ön başvuruyu dijital alıp, kit tesliminde evrakların kendilerini teslim almak zor olmamalı)
2-3 gün sonra listede evraklarımın kabul edildiğini teyit ettim. Evrakların kabulü ile birlikte de artık yarış günü için zihinsel hazırlık (antrenman yapma şansım yoktu) ve konaklama vb detayları halletmek kalmıştı.

28 Ağustos 2021 Cuma günü İstanbul’dan yola çıktım. İlk golü burada yedim çünkü hem öğle saatlerinde çıkmam hem de eceabat - kilitbayır vapur iskelelerindeki inanılmaz sıra, cuma günümü net bir şekilde öldürdü. (Yol tam 9 saat sürdü!) Bu yetmiyormuş gibi apart otele vardığımızda, rezervasyonumuzun onlara ulaşmadığını ve bu yüzden birşey yapamayacaklarını söyleyen ve müşteri memnuniyetinden bi haber işletmeciler (tuğra suit ismini bir yere not edin ve karşınıza çıkarsa pas geçin) sebebiyle cuma akşamı sokakta kaldık.
İlk defa böyle bir rezillikle karşılaşmanın şoku ile bir süre arabayla dolandıktan sonra, nihayet bir otelin yan işletmesinde (öğrenci yurdunu yazları otele çevirdikleri için) yer bulabildim ve bu kötü başlangıcı unutup kendimi Çanakkale Kordon boyuna attım.

Çanakkale çok güzel bir şehir. İstanbul ile İzmir’in melezi bir şehir diyebilirim hatta. Daha önce Gelibolu Maratonu için gelmiş ve yine çok sevmiştim.
Akşam yemeği sonrasında yol yorgunluğu ile otele çekildim ve güzel bir uyku ile ertesi sabah kahvaltıya uyandım. Sonrasında da Çanakkale merkeze 10-12 km mesafede olan ve yörenin esnafından tavsiye aldığım Güzelyalı’ya doğru yola koyuldum. En azından bir kere yüzmüş olmak, psikolojik olarak daha hazır hissetmemi sağlayacaktı. Sahile paralel 1500 metre keyifli bir yüzme ile bu işi de tamamlayıp, günü akşam saatlerine kadar plajda geçirdim.

Akşama doğru yarışın stresi kendini göstermeye başladı. Eğer başka bir şehirde ve ilk defa katıldığım da bir yarış ise sanki bir sınava giriyormuşum gibi kaygılanıyorum. Bu ruh halinden uzaklaşmak için, günün yorgunluğunu da kullanarak erkenden yatmak en iyisi. Yemekten sonra yarış kitini almak için, Google Maps’te bulunamayan ama Foursquare’deki haritası doğru olan Türkan Saylan Tesislerine gittim. (tam olarak truva atının karşılarına denk geliyor. Cafe gibi bir girişi var ve girişindeki bayraklar sayesinde görmemeniz imkansız)
Kitimi (mor - fuşya bir bone, ayak bileğine sarılan bir zaman çipi ile tshirt) kolayca teslim aldım ve makarna partisine de denk geldiği için, bir tabak da makarna yiyerek otele döndüm. Tüm malzemelerimi hazırladım ve yattım.

Sabah 6 gibi kalktım ve önceki gün hafif bir atıştırma için aldığım börek ile muzu yedim. Hızla giyinip elimde soğuk kahvem ile yola koyuldum. Bu arada; Yüzme yarışlarında, yarış başlayana kadar üşümemek için atmalık bir tshirt - kıyafet tavsiye ediyorum.

Sabahçı bir insan değilim ve sabah etkinlikleri, açılması zaman alan belim için bir sıkıntı. Otelden toplanma alanına yaklaşık 1.5 -2 km yol vardı ve yürümek iyi geldi.
Toplanma alanı tam olarak Çimenlik kalesine giden yolda cafelerin önü. Gestaş iskeleyi geçtikten sonra, o yöne yürüyen onlarca yüzücüye takılarak varmak çok kolay.
İlk dikkatimi çeken negatiflik covid önlemlerinin zayıflığı idi. Kesinlikle yüzücüler, girişi kontrollü (HES kodu) bir kapıdan ve dışarı ile erişimi olmayan bir alanda tutulmalıydı bence. Su ve sıcak çay desteği ise alkışı hakediyor.

Alana geldikten sonra bisiklet grubumdan abilerimle karşılaştım ve onlarla sohbete daldım. 7:30 gibiydi sanırım herkes yavaş yavaş iskeleden, bizim için Eceabat’a kalkacak olan vapura doğru yürümeye başladı. Bir arabalı vapur dolusu heyecanlı yüzücü, yola koyulduk. Bu arada daha önce yüzenler, ilk defa yüzecek olanlara tiyolar veriyor, nereden kerteriz alacaklarını anlatıyorlardı. Şahsen organizasyon tarafından web sitesine konan bilgilerin fazlasıyla yeterli olduğunu düşünüyorum. (covid dolayısı ile teknik toplantı yapılmadı) Tabi yine de mümkün olduğunda kulak kabarttım.

Nihayet vapur iskeleye vardı ve indik. Start yeri indiğimiz iskeleden yaklaşık 1 km kadar uzakta. 5-6 araç ile isteyenler transfer edilse de büyük bir kesim yürümeyi tercih etti ve biz de yürüdük. Start yerine varıldığında artık söylenenlere göre son 5-6 yılın en güzel havasında ve denizinde yarışmak için hazırdık. Nihayet bir kaç uyarıdan sonra (farklı yerlerden atlanmayıp mutlaka zaman halılarından geçilmesi gerekliliği vb.) 8:30’da start verildi ve 700 küsür yüzücü, Zafer Bayramının muhteşem atmosferinde Çanakkale boğazında yüzmek için (geçmek değil çünkü geçilmez!) kendini suya bıraktı. Sonradan izlediğim bir videoda gördüğüm kadarıyla bazı yüzücüler sahilden koşarak (zaman halısından geçtikten sonra) iskeleye gidip oradan atlamak suretiyle bir avantaj kazanmışlar ki buna tenezzül edilmesi açıkçası beni o kişiler adına utandırdı. Bu yarış neredeyse %90 akıntı ile yüzüldüğü için süreye veya dereceye değil, atmosfere ve zafer bayramı - çanakkale ruhuna hürmeten yüzülmesi gereken bir yarış bence.

Suya girdikten sonra bize düşen kendimizi zorlamadan kulaçlamak ve kerteriz alınacak yerlere dikkat etmekti. Başlangıçta sağım solum yüzücü iken, zaten 300-500 metre sonra bu geniş yüzme parkuru için son derece az olan yüzücü sayısı, herkesin fazlası ile dağınık yüzebilmesini sağlıyor.

Herkesin söylediği gibi ilk 800 metre net bir şekilde görünen antene doğru yüzdüm. Sonra artık daha rahat seçilmeye başlayan stadyum ışıklarına odaklandım. Fakat bence bunlardansa daha iyi bir rota tespiti için dikkat edilmesi gereken şey, solunuzda kalan turuncu bayraklı tekneleri kerteriz almak. Güzergah boyunca solda ve sağda tekneler var ve bunlar bir koridor oluşturuyor. Yüzücülerin yapması gereken arada kalmak ve mümkün olduğunca soldaki teknelere yakın seyretmek. Her 30-40 kulaçta bir kafamı kaldırıp anten direği veya stadyum ışıklarını baz alsam da bir noktadan sonra akıntı sayesinde, sağımdaki teknelere yaklaşmış bulundum. Bunun bedelinin hafif olmayacağını hissediyordum fakat çok da bir şey yapamadım açıkçası. Nihayet tekneden biri, benim de dahil olduğum bir grup yüzücüye, diğer tarafa doğru kırmamızı, boşa emek harcadığımızı ve fazla yüzdüğümüzü bağırdı. Bu çabalar sonunda nihayet hedefe (bana göre! :slight_smile: ) yaklaşmıştım. Hatta yaşça benden oldukça büyük iki abi ile bir süre birlikte stadyum ışıklarına doğru yüzdük.

Fakat yarışın ortalarındaki açı farkıyla birleşen akıntı, malesef çıkışın 250-300metre sağına atmıştı bizi. Buradaki mesafenin azlığı, göremesem de zırhlı geminin solundan gelen sesler, motivasyon açısından bana destek olsa da, gerçekler malesef acı bir şekilde kendini göstermeye başladı. Ne yaparsam yapayım mesafe kazanamadığımı anlamam yaklaşık bir 10 dakika sürdü. Sağımda sürekli aynı ağaçların olması uyanmam için bir uyarı idi ama inat ve kabullenememek … Bir süre sonra inadım kırıldı ve zihnim çözüm aramaya başladı. O anda aklıma facebook sayfasındaki bir öneri geldi ve kıyıya baktığımda benim gibi 8-10 yüzücünün daha bu önerideki gibi hareket ettiğini farkettim. Kıyıya derinlik 1 - 1.5 metre olacak kadar yaklaşmak ve akıntıyı kırmak. Hemen hepimiz bunu yaptık ve akıntıya kürek çekmekten kurtulduk. Tabi bu noktada yer yer doğrulmak, duraksamak; teknelerden uyarı yapılmasını ve diskalifiye riskini de getiriyor fakat hemen hiç yürümeden, kıyıdan kıyıdan yüzerek çıkış ile aramda kalan zırhlı tekneyi (yüzücüler için bir kerteriz olarak demirlenmiş) geçtim ve nihayet çıkış noktasını ve bayrakları gördüm. (Limbozlara bakarak ilerleyebildiğimi anlamak çok güzeldi. Çocukluğumdan beri boşuna sevmemişim limbozları) 1 saat 30 dakika ve akıntı debelenmesi sayesinde sanırım fazladan bir 1000 metre yüzerek yarışı tamamladım. (Cutoff süresi 1 saat 45 dk idi)

Zor da olsa (bir ara gerçekten ümitsizliğe kapıldım. Düşünsenize sesleri duyuyorsunuz ama aynı yerde yüzüp duruyorsunuz çemberde koşan hamster gibi) bu yarışı sağlıkla bitirmek ve ilk defa Avrupa kıtasından Asya kıtasına yüzmüş olmak benim için büyük bir mutluluk.

Finishte madalyanızı veriyorlar ve gayet yeterli ikramlarla (sandwich, su, enerji içeceği, meyve suyu, elma…) ve bir de güzel bir anı havlusu ile sizi uğurluyorlar.

Çanakkale Rotary Kulübüne bu harika yarışı 34. defa düzenleyecek kadar istikrarlı oldukları için ve tabi ki büyük emekleri için teşekkür ediyorum.

Desteklense Boğaziçi Yarışına göre çok daha popüler olabilecek (sadece Çanakkale Savaşının tarafları olan milletlere bile duyurulabilse yeterli) bu yarışı herkese tavsiye ediyorum.

3 Beğeni

Öncelikle geç de olsa canı gönülden kutluyorum sevgili Önder. :clap::clap::clap: Her şeyi çok güzel ve tam olarak anlatmışsın.:call_me_hand::call_me_hand::call_me_hand:
Ülkemizdeki en eski açıksu boğaz geçiş yarışı olma sıfatına sahip çok güzel ve tarihi özelliği olan bir yarış. Uzun zaman önce çok severek sanırım 5 kez katıldım ve çok sevdim. Bu yıl çok istememe rağmen triatlon kupa yarışmalarına odaklanmam nedeniyle katılamadım… :pensive: Gelecek yıl beraber start almak dileğiyle…:pray::pray::pray:

1 Beğeni

Ben de 2021 yılında Çanakkale boğazını yüzerek geçtim . 2021 yılı benim için ilklerin yılı oldu . İlk defa İstanbul Boğazı yüzme yarışına , ilk defa Çanakkale boğazı yüzme yarışına ve yine ilk defa farklı açıksu yüzme yarışlarına katıldım . Bunlardan en eşsiz deneyim kesinlikle Çanakkale boğazı idi . Finişi kaçırıp batıya doğru akıntıyla sürüklenmem , finişe akıntıya rağmen büyük bir efor sarfederek ulaşmam benim için zorlu fakat unutulmaz bir deneyim oldu. Bu ters akıntıyla uğraşma sonucu 1 saat 2 dakika gibi bir sürede bitirebildim yarışı .
Organizasyona gelince , İstanbul boğazıyla karşılaştırınca şüphesiz daha amatördüler . Sporcunun çıktığı alanın darlığı biraz rahatsız edici idi benim açımdan . Fakat ikramlar , soyunma odaları ve duşların o dar alanda mevcudiyeti artı noktalardı .
Tüm artı ve eksileriyle kesinlikle açık su yüzücülerinin katılması gereken bir yarış olduğunu düşünüyorum

2 Beğeni